Son 20 yıl içerisinde kanser ağrısı kontrolünde çok önemli aşamalar kaydedilmiştir. Kanser ağrısı bundan 20 yıl öncesinde yüzde 60 oranında kesilebilirken bugün ağrı merkezlerinde yüzde 95 oranında kesilebilmektedir.Kanser ağrısının kontrolünde bu denli ilerlemeye rağmen hastanelerde ağrılı hastaların tedavisi yine eski düzeyde kalmaktadır.
Kanser ağrısının tedavisi her şeyden önce nedene yönelik olmalıdır. Nedene yönelik tedavi başlıca üç şekilde yapılabilir. Birincisi kanserli dokunun cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Bu sayede kanserin yayılması engellendiği gibi kanserli dokunun sinirler ya da diğer dokular üzerine baskı yaparak ağrıya neden olması da engellenmiş olacaktır. İkinci yöntem kanserli dokunun ışın tedavisi ile tahribine yöneliktir. Radyoterapi adını verdiğimiz bu yöntem ile özellikle ışına hassas tümörlerde başarı elde etmek mümkündür. Üçüncü temel yöntem ise kemoterapi adını verdiğimiz kanserli dokunun çeşitli ilaçlarla geriletilmesine yönelik olan tedavi biçimidir. Son yıllarda kemoterapi konusunda çok önemli gelişmeler görülmektedir. Bu üç yöntemle birlikte ağrının kontrolü başlı başına bir dal olarak ortaya çıkmaktadır.
Kanser ağrısının kontrolü yukarıda sözü edilen yöntemlerin uygulanmasını engellemez. Birlikte uygulanabilir. Tedaviye daha kolay uyum gösterilmesini sağlar.
Kanser ağrısı için ilk denenmesi gereken ağrı kesici ilaçlardır. Analjezik adını verdiğimiz ağrı kesici ilaçların düzenli ve dikkatli bir biçimde verilmesi ile bir çok hastada yeterli bir ağrı kontrolü sağlanabilir. Son yıllarda birçok etkili analjezik kullanıma girmiş bulunmaktadır.
Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından başlatılan bir kampanya ile tıp kuruluşlarının kanser ağrısı kontrolü konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanmış bulunmaktadır.
Ağrı kontrolünde analjezikler yeterli olmadığı takdirde başka yöntemler kullanılabilir.
Bu yöntemler arasında kanserli bölgeye giden sinirlerin altı ay-bir senelik sürelerle uyuşturulması gelmektedir. Bu sayede hasta ilaç kullanmadan günlük yaşamını sürdürebilir hale gelmektedir.
Son yılların en büyük ilerlemelerinden birisi morfinin ağız ve diğer yolların yanı sıra omuriliğe yerleştirilen ince sondalar ve pompalar aracılığı ile verilmesidir.
Bu sayede ağızdan verilen morfinin onda biri ile bir gün süreyle analjezi sağlanabilmektedir. Bu pompalar hasta tarafından kullanılabilmekte ve hasta günlük yaşamını sürdürmektedir. Böylelikle morfinin ağız ya da kas içine verilmesi sırasında görülen baş dönmesi, sersemlik, uyku hali gibi belirtiler de ortadan kalkmakta ve hasta günlük aktivitesini yitirmeden işlerine devam edebilmektedir.
Ayrıca son zamanlarda omuriliğe yerleştirilen piller aracılığı ile uzun süreli ağrı kontrolü mümkün olabilmektedir.
Kanser ağrısı için kullanılan ilaçların başında morfin ve benzeri ilaçlar gelmektedir. Bu ilaçların ağrılı hastalarda alışkanlık meydana getirmediği gösterilmiştir. Bu nedenle kanserli hastalarda çekinmeden morfin ve benzeri ağrı kesiciler kullanılabilir.
Yukarıda sözü edilen yöntemlerin tümü ancak etkin şekilde uygulandığı ve bir süreç içerisinde değerlendirildiğinde hasta için anlam taşımaktadır. Önce analjeziklerle kanser ağrısı kontrol altına alınmaya çalışılmalı, yeterli kalmadığı takdirde diğer yöntemlere geçilmelidir.
|