Basında Merkezimiz
  Kanser Ağrıları İçin En Etkin Tedavi Yöntemleri
Tarih: 17 Mart 2004 | Yayınlanma: Sabah Gazetesi

T
ürkiye'ye ‘Ağrı Tedavisi' kavramını getiren, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar Erdine ağrı tedavisi ile ilgili soruları yanıtladı

Prof. Dr. Serdar Erdine'ye göre son 20 içerisinde kanser ağrısı kontrolünde çok önemli aşamalar kaydedildi. Bundan birkaç yıl önce ancak yüzde 60 oranında kesilebilen kanser nedenli ağrılar, günümüzde artık yüzde 95 oranında önlenebiliyor


Kanser Ağrı Yapar mı?
Kanser ağrıya neden olur. Özellikle kanserin ileri dönemlerinde ağrı şiddeti artar. Her yıl yaklaşık 4.5-5 milyon insanın kansere yakalandığı ve bu hastaların yaklaşık yüzde 80'inin ağrı çektiği bilinmektedir. Kanserin kendisi, sinirlere baskı ile ağrıya yol açabilir. Ayrıca, kanserin büyüyerek, mide bağırsak gibi içi boş organları tıkaması, yine şiddetli ağrılara yol açar. Aynı şekilde, tümör dokusunun kan damarlarını tutması ve tıkaması, özellikle kan damarının sulandığı bölgede beslenme yetersizliğine bağlı şiddetli ağrılara neden olur. Kanserin kendisi ağrıya neden olduğu gibi, tedavi sonrasında tedaviye bağlı olarak da ağrılar ortaya çıkabilir. Cerrahi girişimlerden sonra çıkartılan kanserli bölgede sinirlerin kesilmesi çok şiddetli ağrılar yapabilir. Aynı şekilde, radyoterapi ve kemoterapi sonunda şiddetli ağrılar görünebilir. Kanserli hastalarda görülen ağrıların her zaman kansere bağlı olduğu söylenemez. Hastaların yaklaşık yüzde 20'sinde ağrı kanser dışı bir nedene bağlı ortaya çıkar.


Her Şiddetli Ağrı Kanseri Düşündürür mü?
Özellikle baş ağrılı hastaların ilk aklına gelen durum; kanserdir. Halbuki nevralji tipi ağrılar çoğu kez kanser ağrılarından daha şiddetlidir. Bu nedenle, ağrının şiddeti ile hastalığın seyri arasında her zaman bir paralellik yoktur. Örneğin böbrek taşına bağlı ağrılar dayanılması en zor ağrılar arasında gelmektedir. Buna rağmen basit bir kas gevşetici ile geçebilir.


Kanser Ağrılarında Kullanılan Yöntemler Nelerdir?
20 yıl önce ağrı yüzde 60 oranında kesilebilirken, bugün ağrı merkezlerinde yüzde 95 oranında kesiliyor. Kanser ağrısının kontrolünde bu denli ilerlemeye rağmen, hastanelerde ağrılı hastaların kontrolü yine eski düzeyde kalmaktadır. Kanser ağrısının tedavisi her şeyden önce nedene yönelik olmalıdır. Nedene yönelik tedavi üç şekilde yapılır:

1. Kanserli dokunun cerrahi olarak çıkartılması. Bu sayede kanserin yayılması engellendiği gibi, kanserli dokunun sinirler ya da diğer dokular üzerine baskı yaparak ağrıya neden olması da engellenmiş olur. 2. Kanserli doku ışın tedavisi ile tahrip edilir. Radyoterapi adını verdiğimiz bu yöntem ile özellikle ışına hassas tümörlerde başarı elde etmek mümkün. 3. Kemoterapi. Kanserli dokunun çeşitli ilaçlarla geriletilmesine yönelik tedavi biçimidir. Son yıllarda kemoterapi konusunda çok önemli gelişmeler görülmektedir. Bu üç yöntemle birlikte, ağrının kontrolü ayrı bir dal olarak ortaya çıkar. Kanser ağrısının kontrolü yukarıdaki yöntemlerin uygulanmasını engellemez.


Kanser Ağrıları İçin İlk Nasıl Bir Tedavi Uyugulanmalıdır?
Kanser ağrısı için ilk denenmesi gereken; ağrı kesici ilaçlardır. Analjizik adını verdiğimiz ağrı kesici ilaçların düzenli ve dikkatli biçimde verilmesi ile birçok hastada yeterli bir ağrı kontrolü sağlanabilir.


İlaçlar Ağrıyı Azaltmazsa Neler Yapılabilir?
Analjezikler yeterli olmadığı taktirde başka yöntemler vardır. Bunlar arasında; kanserli bölgeye giden sinirlerin 6 ay veya bir senelik sürelerle uyuşturulması gelmektedir. Bu sayede, hasta ilaç kullanmadan günlük yaşamını sürdürebilir. Başka bir yöntem de; morfinin ağız ve diğer yolların yanı sıra, omuriliğe yerleştirilen ince sondalar ve pompalar aracılığı ile verilmesidir. Bu sayede, ağızdan verilen morfinin onda biri ile günlük analjezi sağlanabilmektedir. Bu pompalar hasta tarafından kullanılabilmekte ve hasta günlük yaşamını rahatlıkla sürdürebilmektedir. Böylelikle morfinin ağız ya da kabadan verilmesi sırasında görülen baş dönmesi, sersemlik, uyku hali gibi belirtiler de ortadan kalkmakta ve hasta günlük aktivitesini yitirmeden işlerine devam edebilmektedir.


Pillerle Ağrı Kontrolü Nasıl Yapılır?
Yine son zamanlarda omuriliğe yerleştirilen piller aracılığıyla uzun süreli ağrı kontrolü mümkün olabilmektedir. Kanser ağrısı için kullanılan ilaçların başında morfin ve benzeri ilaçlar gelir. Bu ilaçların ağrılı hastalarda alışkanlık meydana getirmediği gösterilmiştir. Bu nedenle, kanserli hastalarda çekinmeden morfin ve benzeri ağrı kesiciler kullanılabilir. Özellikle yaşamının son dönemine gelmiş bir hastada, acı çektirmemek önde gelen görevlerden biri olmalıdır.


Zona ve zona sonrası geçmeyen ağrılarda neler yapılabilir?
Suçiçeği hastalığına neden olan virüsün oluşturduğu, vücudun tek tarafındaki ağrılı döküntülerle seyreden hastalığa ‘Zona' adı verilir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda (stres,şiddetli grip ve diğer hastalıklar, ameliyatlar veya kanser), vücutta bulunan virüs faaliyete geçer ve Zona hastalığı oluşur. Yüz, boyun, kol, göğüs veya karın bölgesinde, tek taraflı, kırmızı döküntüler ve şiddetli ağrı ile seyreder. Ağrılar genellikle üç hafta kadar sürer ve hastalık sonlanır. Döküntüler başladığında, Zona'ya yönelik kremler ve tedaviler uygulanır. Ancak bu tedavi yeterli olmayabilir. Bu aşamada, Zona virüsünün yayıldığı sinirlerin çevresine, ilaç enjeksiyonu uygulanmalıdır. Sinir kökünden yayılan ağrının baskılanması sayesinde, hastanın ağrısı geçer ve yalnız krem ile tedavi edilenlere göre hastalık çok daha hızla iyileşir. Bazı hastalarda, özelliklede ileri yaşlarda Zona geçirenlerde, hastalık sonlandığı halde şiddetli ağrılar kesilmez. Bu duruma ‘Zona Sonrası Nevralji' (Post Herpetik Nevalji) denir. 50'li yaşlardan sonra sık olarak görülür. Gençlerde de ortaya çıkabilir. Tedavisi güçtür. Bu nedenle Zona geçirirken önlem almak gerekir.

Zona ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. 65 yaşın üzerindeki nüfusun intihar nedenleri arasında, tedavi edilmemiş Zona ağrısı ilk sıralardadır. Vücuttaki diğer nevrit ve nevraljilerde de (sinir dokusu ağrıları ve sinir ucu iltihapları) ağrı tedavisi olanakları vardır. Özellikle sık olan türü, yüzün tek tarafında çok şiddetli ağrılarla seyreden Trigeminal Nevralji'dir. Böyle durumlarda, özel ağrı ilaçları ve enjeksiyon teknikleri ile tedavi sağlanabilmektedir.


Şeker hastalığı nedeniyle dayanılmaz ağrılar çekenlere yardımcı olunabilir mi?
Her türlü kronik ağrıda olduğu gibi, şeker hastalığına bağlı ağrılarda da, ağrı klinikleri önemli rol oynamaktadır. Dahiliye uzmanı tarafından, kan şekeri düzeyinin kontrolünün ardından, ağrı kliniğinde hastanın genel durumu ve ek rahatsızlıkları da göz önüne alınarak, ilaç tedavi programları başlanır. Burada temel sorun, sinir dokusu hasarına bağlı ağrılarda, güçlü ağrı kesici ilaçlarla bile yanıt alınamamasıdır. Şeker hastalarının ağrılarının tedavisinde, bu durum ne yazık ki dikkate alınmamakta ve ‘yapacak bir şey yok' denilebilmektedir. Ağrı kliniğinde takip edilen hastalarda, bu durumda, birkaç ilacın birlikte kullanımı ile, etkili ağrı tedavileri sağlanmaktadır. Bu konuda bir çok ilaç seçeneği vardır. Özellikle ağrı kesici olmadığı halde, şeker hastalığına bağlı ağrıyı belirgin olarak azaltan ilaçlar mevcuttur. İlaçlar ile etkili olunamaması durumunda, ağrı kliniklerinde uygulanan bazı enjeksiyon yöntemleri kullanılmakta ve tedavi sağlanabilmektedir.