İSTANBUL AĞRI MERKEZİ

"Migren"

Migren

Migren nedir?

        • Migren bulantı, kusma ve görme sorunları gibi diğer belirtilerin eşlik ettiği, genellikle başın tek tarafında yer alan ancak çift taraflı da olabilen şiddetli bir baş ağrısıdır.
        • Ağrı 2-72 saat sürer. Migren atakları bazı kişilerde haftada bir gelirken bazılarında ise yılda birden daha az olabilir.
        • Her iki cinste de görülür, ancak kadınlarda daha sıktır.
        • Migren şiddetli baş ağrısına neden olan bir rahatsızlıktır ve yaşam kalitesinde düşmeye neden olur. Bununla birlikte, genellikle hayatı tehdit eden ve hastanın yaşam süresini kısaltan ciddi bir tıbbi risk oluşturmaz.
        • Migren her yaşta görülebilir. Fakat çoğunlukla 20'li yaşlarda başlar. Çocuklar da migren hastası olabilir ki bu durumda verilen ilaçlara ve ilaç dozuna çok dikkat etmek gerekir.

Migrende sık görülen belirti ve bulgular

Atakların özelliği kişiden kişiye, bazen de aynı kişide ataktan atağa farklılık gösterebilir.

Klasik bir migren atağının belirtileri şu şekildedir: 

        • Baş ağrısından önce bir aura-haberci- dönemi gelir. Aura döneminde görsel, işitsel ya da koku ile ilgili çeşitli duyu bozuklukları oluşur.
        • En sık görülen belirti gözde parlak noktalar ve kırık çizgilerin görülmesidir. Görsel bozukluklar birkaç dakika ya da birkaç saat sürebilir, fakat baş ağrısı başladığında kaybolurlar.
  • Aura döneminde ayrıca kulak çınlaması, konuşma güçlüğü, vücudun bazı bölgelerinde uyuşma ve diğer duyu organlarıyla ilgili bozukluklar gibi belirtiler de oluşabilir.  
  • En sık rastlanan belirti, hafiften başlayarak çok şiddetli, zonklayıcı karaktere dönüşen baş veya boyun ağrılarıdır.
  • Ağrı genelde (ama her zaman değil) başın bir tarafında olur ve en az bir kaç saat devam eder. Ağrı geçtikten sonra migren hastası kendini genellikle yorgun ve bitkin hisseder. Bazen de bir mutluluk duygusu taşıyabilir.
  • Ağrının sıklığı kişiye ve migreni başlatan etkenlerin varlığına göre değişkenlik gösterir. Genellikle basit migrenler klasik migrenlere göre daha sık yaşanır. Migren sıklığı çoğunlukla yaş ilerledikçe azalır.

Ağrıyla birlikte görülen belirtiler;

  • kabızlık veya ishal,
  • sinirlilik,
  • mide bulantısı ve/veya kusma,
  • ışığa karşı duyarlılık,
  • gürültüye karşı duyarlılık,
  • kokulara karşı duyarlılık,
  •  kafa derisinde hassasiyet,
  • boyun ve/veya omuz ağrısı veya tutukluğu,
  • vücudun uç noktalarında (eller, ayaklar) ağrı, sızı,
  • dokunma hissinde azalma şeklinde sıralanabilir. 

Aurasız migren

  • Görme bozuklukları ve  kusma görülmeyebilir.
  • Bazı hastalarda ; karın şişliği, üşüme, el ve ayaklarda soğukluk, esneme, ağız kuruluğu,
  • vücutta su toplanması, terlemede artış, burun akması,
  • sık idrara çıkma,
  •  açlık,  tatlı yeme isteği veya iştahsızlık,
  • konsantrasyon bozukluğu, dikkatin azalması, düşüncede yavaşlama,
  • kelime bulma güçlüğü, konuşurken takılma, durgunluk, donukluk
  • bazen de aktivitede aşırı artış, kalp atışlarının hızlanması ve yüksekte baş dönmesi şeklinde belirtiler görülebilir.

Migren nasıl gelişir?

Migreni oluşturmaya yönelik etkenler tam olarak anlaşılmamakla birlikte, araştırmacılar migren esnasında vücutta neler olduğunu anlamak konusunda epeyce yol kat etmişlerdir. Bu değişiklikleri ortaya çıkaran etkenlerin neler olduğu konusunda ise bazı teoriler mevcuttur.

        • Araştırmacılar migrenin beyin kan akışı ile ilgili bir bozukluk olduğunda hemfikir olup, az anlaşılan pek çok faktörün bu bozukluk üzerinde etkisi olduğunu düşünmektedirler.
        • Beyin kan dolaşımındaki değişikliklerin migrenin önemli bir parçası olması ve kafatası içerisindeki damarların genişlemesinin ağrının sebebi olması ile birlikte, migrenin esas nedeninin beyin kan dolaşımındaki değişikliklerle ilgili olmadığını düşünmekte olan araştırmacılar da vardır.
        • Yıllar boyunca baştaki kan damarlarının kasılması ve sonrasında genişleyip şişmesinin ağrıya yol açtığı düşünülmüştür.
        •  Son araştırmalar ise belirli maddelerin ya da olayların beyindeki kimyasal maddelerin dengesini bozmak suretiyle migreni tetiklediğini göstermektedir.
  • Bu maddelerin en önemlilerinden biri serotonindir. Kan serotonin düzeyi migren esnasında dalgalanır. Kanda bulunan serotonin miktarı baş ağrısından önce çoğalır, baş ağrısı esnasında azalır.
  • Migrenin kalıtsal özellikleri de vardır. Pek çok migren hastasının ailesinde başka bir migren hastası daha bulunur. Migren hastalarının anne ve babalarının %50-60'ının migren hastası olduğunu bildiren çalışmalar vardır.
  • Daha önceleri migrenin belli bir psikolojik profile sahip olan insanlarda ortaya çıktığı düşünülürdü. Migren hastalarının nörotik, obsesif, kompulsif, katı ve bastırılmış düşmanlık duygularına sahip olduğu söylenirdi. Ancak son 15 yıldır yapılan araştırmalar migren hastalarının psikolojik profillerinin normal olduğunu göstermiştir. Bazı doktorlar halen eski tavrı devam ettirmektedirler. Ancak tüm bu yanlış kanılar, migrenin sebepleri konusunda yapılan yeni araştırmalarla yıkılmaya devam edecek gibi görünmektedir.

Migreni tetikleyen etkenler nelerdir?

Migrenin fizyolojik nedenleri ne olursa olsun, pek çok migren hastası, migreni başlatan bazı etkenleri  tespit etmişlerdir. Bu faktörler her migren hastası için farklılıklar göstermekle birlikte en sık ifade edilenleri şunlardır:

  • Yükseklik değişiklikleri,
  • Hava kirliliği (ozon ve sis), parlak güneş ışığı veya lamba ışığı, bilgisayar monitörleri,
  • Saçın kuyruk şeklinde sıkıca bağlanması veya saç tokaları,
  • Yüksek ve devamlı gürültü,
  • Kokular (parfüm, benzin, boya ve diğer kimyasal madde kokuları), egzoz dumanı,
  • Hava durumundaki değişiklikler (basınç farklılıkları, nemde farklılık vs.),
  • Havasız ortamlar,
  • Mevsimsel değişiklikler (sonbahar ve ilkbahar en kötü zamanlardır) gibi çevresel faktörler.
  • Yiyecek ve içecekler
    • alkol (özellikle kırmızı şarap),
    • sentetik tatlandırıcılar, kafein (fakat bazı hastalarda migreni azaltır),
    • hindistan cevizi ve hindistan cevizi yağı (güneş losyonları da dahil),
    • narenciye,
    • Çin yemekleri, hazır çorbalar, hazır peynir tozu maddeleri, soya proteini ve soya sosları, baharat ve hazır soslar, et terbiyesi için hazır soslar,
    • bira mayası, işlenmiş şarküteri ürünleri,
    • yağsız kavrulmuş fındık ve fıstık,
    • bazı patates cipsleri,
    • peynir suyu, ekşi krema veya yoğurt,
    • soğan, domates, ıspanak, taze bezelye, patlıcan, fasulye gibi sebzeler,
    • kızartmalar,
    • deniz ürünleri, tavuk ciğeri,
    • yiyeceklerde kullanılan boya maddeleri (özellikle kırmızı),
    • buğday ürünleri,
    • muz, kivi, mango, ananas, kırmızı erik, çilek gibi bazı meyveler, çikolata, mısır, papaya gibi çeşitli yiyecek ve içecekler.
    • öğün atlama,
    • fazla uyuma veya uyku eksikliği,
    • uçak yolculukları,
    • sigara ve diğer tütün ürünleri,
    • oruç tutmak, fazla karbonhidratı bir anda almak gibi kan şekerinin düşmesine neden olan durumlar, stres ve özellikle stresin birden yok olması (hafta sonu baş ağrısı sendromu).
  • İlaçlar, doğum kontrol hapları ve kadınlardaki diğer hormonal değişiklikler.
  • Fiziksel travma, başa basınç uygulama (fakat bazen migreni azaltır).

Migrende ilaç tedavisi nasıl uygulanır?

Migren tedavisinde ilaç kullanımı iki amaca yöneliktir:

    • birincisi atakları önlemek ya da en azından atak sıklığını azaltmak,
    • ikincisi ise başlayan ağrıyı ortadan kaldırmak ya da ağrının şiddetini hafifletmektir.

Migrende ağrı kesiciler nasıl kullanılmalıdır?

    • Ağrıyı kesmek için kullanılan ilaçlar ağrı başlar başlamaz alınmalıdır, hatta eğer aura dönemi mevcutsa bu dönemde daha ağrı başlamadan ilacın alınması çok daha etkili olacaktır.
    • Bu ilaçlar ağızdan alınan tabletler olabileceği gibi fitil formunda ilaçlar, kalçadan veya cilt altından yapılan iğneler ve solunum yoluyla alınan sprey şeklinde ilaçlar da olabilir.
    • Ağrıyı kesmek için kullanılan ilaçlar; basit ağrı kesicilerden daha güçlü yangı giderici etkisi de olan ağrı ilaçlarına veya birkaç ilacın birleşmesinden oluşturulmuş tarif üzerine hazırlanan ilaçlara kadar değişir.
    • Migren ağrısı için genişlemiş kan damarlarını daraltıcı ilaçlar da reçete edilebilir. Kriz sırasında ayrıca bulantı ve kusmayı giderici ilaçlar da kullanılır.

Migrende ilaç kullanımında nelere dikkat edilmelidir?

    • İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ilaçların mutlaka hekim tavsiyesiyle kullanılması, doktorun belirttiği dozun üstüne çıkılmaması ve hekime danışmadan ilaçların değiştirilmemesidir.
    • Doktor tarafından önerilen dozun alınmasına rağmen ağrı yeterince hafiflemiyorsa, kontrolsüz bir şekilde doz artırmak yerine yeniden doktora danışmak uygun olacaktır. Çünkü ağrı kesici ilaçların belli bir dozun üzerinde ağrıyı dindirici etkileri artmaz, ancak yan etkilerinin ortaya çıkma ihtimali ve şiddeti artar.
    • Eğer baş ağrısı çok sık oluyorsa atakları önlemek için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçların istenmeyen yan etkileri olabilir ve her hastada işe yaramayabilirler.

Migren krizini önleme ve hafifletmede ilaç dışı yollar nelerdir?

  • Ağrı başladıktan sonra yapılacak en iyi şey, karanlık ve sessiz bir odada uyumaya çalışmaktır.
  • Bazıları için fonda hafif bir müzik veya gürültüsüz bir TV kanalının olması daha rahatlatıcı olabilir.
  • Diğer önleyici yöntemler:
    • Soğuk hava veya duş
    • Egzersiz
    • Boyun arkasına sıcak kompres
    • Saf oksijen solunması
    • Baş ve boyun masajı
    • Ayakları sıcak suya sokma
    • Başa buz kompresi

Ağrıya dayanma stratejileri nelerdir?

  • Migren hastası olan bir kişi migren hakkında mümkün olduğunca her şeyi öğrenmelidir.
  • Migrenin pek çok farklı sebebi ve bulgusu vardır. Bilgiyi artırmak korkuları azaltır ve durumu kontrol altına almayı kolaylaştırır.
  • Kendi migreninizi tanıyın. Migren ağrınızın oluşması ile yaptığınız aktiviteler, yediğiniz yiyecekler, hava durumu, hormonal durumunuz arasındaki ilişkiyi not etmek migren sebeplerinizi bulmakta çok faydalıdır.
  • Migren konusunda deneyimli, tedavi kararlarında sizinle bilgiyi paylaşan ve fikrinizi soran bir doktor bulun.
  • Sizin için iyi etki veren bir yöntem bulduğunuz zaman devam edin. İyi niyetli olsalar bile olmaz diyenleri umursamayın.
  • Aileniz ve arkadaşlarınızı duyarlı olduğunuz yemekler ve kaçınabileceğiniz diğer migren sebepleri konusunda bilgilendirin ve zaman zaman hatırlatın.
  • Aile fertlerinizden migren zamanlarınızda normal görevlerinizi üstlenmelerini isteyin ve daha sonra da bunları yapmalarına izin verin.
  • Pek çoğumuz tamamen fonksiyonsuz hale gelinceye kadar her şeyi yapmaya çabalarız – bunu yapmayın-.
  • Migren esnasında size nasıl davranılmasını istediğiniz konusunda açık olun. İnsanlar genellikle sizin söylediğinizi gerçek olarak algılar. Dolayısıyla olduğunuzdan daha iyi görünmeye çalışmayın. Bu onlara karşı iyi bir davranış değildir. Acı ve rahatsızlık seviyeniz konusunda dürüst olursanız, etrafınızdakilere uygun davranabilmeleri için olanak tanımış olursunuz.
  • Planlanmış ve sizin migren nedeni ile katılamayacağınız aktivitelere başkalarının gitmesini teşvik etmeyi düşünün. Bunu yapmak zor olabilir. Keza insan kendini dışlanmış hissedebilir. Ancak unutmayın nefret ettiğiniz şey etrafınızdaki acı çekmeyen insanlar değil migreninizdir.
  • Eğer migreniniz sizde duygusal değişikliklere yol açıyorsa (migren öncesi veya sonrası depresyon), iyi bir zamanda etrafınızdakilere durumunuzu anlatın. Bu tutumunuz, migren nedeni ile gösterdiğiniz tepkileri çok çok ciddiye almayı engeller.
  • Gerçekte neyi istiyorsanız onu belirtin. Yalnız kalmak istiyorsanız bunu talep edin. Yanınızda birisinin olmasını ve size su getirmesini istiyorsanız, dürüst bir şekilde bunu ifade edin.
  • Birinci dereceden aile bireyleri veya zamanınızın büyük bir kısmını paylaştığınız diğer insanlar genellikle sizin acı ve ağrınızın ciddiyetini anlar, size yardımcı olamadıkları için kendilerini çok çaresiz hissederler. Migren konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak onlara da yardım edebilir. Siz yakınlarınızın bilgilenmesini teşvik edebilirsiniz.
  • İş yerinizde mümkün olduğunca migreni arttırıcı faktörleri azaltın. Bu tavrınızın sizin veriminizi arttıracağını göz önünde bulundurarak, isteklerinizi dile getirmekten çekinmeyin.
  • Bilgisayar ekranınızın sayfa çizme hızını kendinize göre ayarlayın. Işık ve kontrasta özellikle dikkat edin.
  • İş yerinizdeki ampulleri migreni provoke etmeyecek şekilde ayarlayın (fluoresan ışığın migreni başlatıcı etkisi vardır).
  • Dumansız ve parfümsüz bir ortam tercih edin. Yakınınızda açılabilecek bir pencerenin bulunmasını talep edin. Sürekli gürültünün olduğu ortamlardan kaçının. İşyerinde mümkün olduğu kadar esnek bir çalışma saati düzenlemesine gidin.
  • Performansınızın iyi olacağı zamanlarda çalışıp, iyi olmadığı zamanlarda çalışmama özgürlüğünü elde etmeye çalışın.
  • Düşük ölçekli migren günlerinizde yapabileceğiniz rutin işlerinizi gördüğünüzde hata yapma riskiniz azalır. İş arkadaşlarınıza durumunuzu ve bildiğiniz migren başlatıcı etkenleri anlatın.
  • Böylece sizin yanınızda sigara içmemek gibi özenli davranışları sağlayabilirsiniz. Migren esnasında iş yerine telefon edip gelemeyeceğinizi haber vermek konusunda zorluk yaşayabilirsiniz. Bu hem suçluluk duygusu hem de ağrı varlığında normal konuşmanın güçlüğünden kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenle bir arkadaşınıza haber verip, onun gerekli kişilerle konuşabileceği bir düzen oluşturun. Pek çok migren hastası migren esnasında, ne kadar iyi niyetli olursa olsun iyi olup olmadığına dair soru cevaplamaktan nefret ettiği için, telesekretere not bırakmak şeklinde haber vermek uygun olur.
  • Amirinize karşı dürüst olun. Amirinize durumunuzu, kontrol altında tutmak için ne yaptığınızı ve işe gelmeme sıklığınızın ne olabileceğini anlatın. Kaçırdığınız mesaileri nasıl kapatacağınızı ve geçmişteki performansınızı vurgulamayı ihmal etmeyin.

Migrenle ilgili sık sorulan sorular ve yanıtları

Aşağıdaki sorular bazı yayınlardan ve internetten derlenmiştir. Herkesin ağrı deneyimi farklıdır. Sizin deneyiminiz ise diğerlerininkinden daha farklı olabilir.

Migren tehlikeli midir?

Her baş ağrısı migren değildir. Bazı baş ağrıları önemli bir hastalığın işareti olabilir. Migren ciddi bir rahatsızlık hissi ve yaşam kalitesinde düşmeye neden olmakla birlikte genellikle ciddi bir tıbbi risk oluşturmaz. Ancak baş ağrınıza migren diyebilmek için doktorunuzdan teşhis almanız gerekir.

Değişik migren tipleri olduğunu duydum, bunlar nelerdir?

Geleneksel sınıflandırmaya göre en sık rastlanan şekilleri klasik ve basit migren olarak adlandırılan tiplerdir. Klasik migrende baş ağrısından önce “aura” diye adlandırılan bir dönem yaşanır. Aura esnasında görme ve koku alma duyularında değişiklikler gibi bazı olağan olmayan durumlar yaşayabilirsiniz. Basit migrenin aura dönemi yoktur.

Migrenin hayati risk taşımadığını biliyorum, fakat migrenimin olması beni başka tıbbi risklere sokar mı?

İstatistiksel olarak çok az anlamlı olmakla birlikte, migren hastaları nüfusun geneline oranla çok az bir farkla genç yaşta (50 yaş altı) kalp krizi riski taşırlar. Migren esnasında geçirilen kalp krizi genelde aura ile benzer semptomlar taşır ve genellikle görme duyusu etkilenir.

Baş ağrılarımın migren olup olmadığını nasıl anlarım?

Migrene benzer belirtiler gösteren başka hastalıklar da vardır (Beyin tümörleri ve beynin daha başka hastalıkları gibi). Dolayısıyla daha önce teşhis konmamış ise doktor kontrolünden geçmek ve tıbbi teşhis koydurmak gereklidir. Bu durum; özellikle baş ağrılarınız aniden başladı ise ve daha önce böyle bir deneyim yaşamadıysanız daha da önem kazanır.

Kadınların daha sıklıkla migren hastası olduğu doğru mu?

Evet. Migren kadınlarda daha sık görülmekte. Çok sağlıklı olmamakla birlikte eldeki istatistikler her 100 migren hastasının 70'inin kadın olduğunu göstermektedir.

Migren genellikle kaç yaş civarında başlar?

Migren her yaşta başlayabilir. Fakat çoğunlukla 20'li yaşlarda başlar. Çocuklar da migren hastası olabilir ki bu durumda verilen ilaçlara ve ilaç dozuna çok dikkat etmek gerekir.

Migren kalıtsal mıdır?

Genellikle. Pek çok migren hastasının ailesinde başka bir migren hastası daha bulunur. Migren hastalarının anne ve babalarının %50-60'ının migren hastası olduğunu bildiren çalışmalar vardır.

Migren hastalarında ağrı dönemi ne sıklıkla yaşanır?

Ağrının sıklığı kişiye ve migreni başlatan etkenlerin varlığına göre değişkenlik gösterir. Genellikle basit migrenler klasik migrenlere göre daha sık yaşanır. Migren sıklığı çoğunlukla yaş ilerledikçe azalır.

Stres baş ağrım da oluyor, bu normal mi?

Evet, migren hastaları stresten dolayı da baş ağrısı çekerler. Bu tip ağrılar kafa derisi ve boyun kaslarını gevşetememekten olur. Serotonin düzeyindeki düşüklüğün de etkisi olabileceği gözlemlenmiştir. Bu tip ağrılar damar daraltıcı ilaçlarla kötüleşirken, damar açıcılarla iyileşir.

Migrenle araba tutması arasında ilişki var mıdır?

Pek çok migren hastası çocukken ve şu anda araba tutmasından bahsederler. Migren hastalarını daha kolay araba tutabilir.

Migren ve alerjik yatkınlık arasında bir ilişki var mıdır?

Olduğu tahmin edilmekle birlikte, eldeki veriler kesin bir neden sonuç ilişkisi kurmak için yeterli değildir. Bazıları gıda alerjilerinin migrene sebep olabileceğini ve kandaki yükselmiş histamin seviyesinin baş ağrısını başlatabileceğini düşünmektedirler. Bazı araştırmacılar ise astım, alerjik rinit gibi alerjik hastalıklarla ilişkiye dikkat çekmektedir. Alerji ve migren ilişkisinin çocuklarda daha fazla olduğu düşünülmektedir.

Migrenlerin psikolojik olduğunu duydum, doğru mu?

Hayır. Daha önceleri migrenin belli bir psikolojik profile sahip olan insanlarda ortaya çıktığı düşünülürdü. Migren hastalarının nörotik, obsesif, kompulsif, katı ve bastırılmış düşmanlık duygularına sahip olduğu söylenirdi. Ancak son 15 yıldır yapılan araştırmalar migren hastalarının psikolojik profillerinin normal olduğunu göstermiştir. Bazı doktorlar halen eski tavrı devam ettirmektedirler. Ancak tüm bu yanlış kanılar, migrenin sebepleri konusunda yapılan yeni araştırmalarla yıkılmaya devam edecek gibi görünmekte.

Migren günün belli saatlerinde daha mı sık ortaya çıkmaktadır?

Migrenin günün belli saatlerinde olma olasılığının daha fazla olduğuna işaret
eden bazı veriler vardır. En sık rastlanan migren başlama saati sabahın orta veya geç saatleridir. Bu saatler aynı zamanda kalp sinirlerinin ve kan trombositlerinin değişme saatleri de olup, vazomotor ritmin değişmesi ile migren başlangıcı arasında bir ilişki olabileceğine işaret etmektedir.

Migrenin geçmeyeceği, hayat boyu süreceği doğru mudur?

Kesinlikle yanlıştır. Bir çok hasta migren tanısı konduğu andan itibaren yaşam boyu migren çekeceğini sanır. Düzenli ilaç tedavisi ile migren artık tedavi edilebilmektedir.